Sicilya’ya 58, Kuzey Afrika’ya 150 mil uzaklıkta bulunan ve 3 adadan oluşan bu güzel ülke, konumu itibariyle “Akdeniz’in Kalbi” gibi! Karakteristik mimari dokusu bozulmasın diye yeni binaların bile adaya özgü sarı taştan yapılması zorunluluğu nedeniyle Malta, Ortaçağ’dan kalma havasını hala koruyor.

Sokaklarında hemen herkesin İngilizce konuşabildiği Malta’da hayat gezginler için oldukça kolay. Bize göre Malta, Akdeniz’in en temiz plaj ve sularına sahip birkaç yerden biri. Kristal bir maviliğe bürünen denizi ve güneşin altında altın gibi parlayan kale surlarıyla Malta, “deniz-kum-güneş” üçlüsünü sevenler için şahane bir rota!

Toplu taşıma için kullanılan 1950’lerden kalma “vintage” otobüslere bayıldık! Adada kalacağınız süreye göre sınırsız toplu taşıma kartı alıp nostaljik otobüslerle her yeri daha ucuza gezebiliyorsunuz. Ayrıca Malta’da bisikletle dolaşmak da fayrı bir keyif.

5 Kelimede “Malta”:
Sarı, Ada, Turkuaz, Eğlence, Nostalji

malta

Niye Gidilir?

Ülkenin başkenti Valetta’da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında 1571 yılında inşa edilen The Grand Master’s Palace, Güzel Sanatlar Ulusal Müzesi ve adanın sembolü St. John Şövalyeleri için bir manastır-kilise olarak inşa edilen St. John Katedrali geliyor. Valetta’nın eğlence ve alışveriş durağı sayılan Paceville, Bay Street isimli dev bir açık hava alışveriş merkezi ve 15-20 gece kulübünden oluşuyor.
Comino, trafikten ve gürültüden uzak sadece berrak denizin, kumun ve güneşin tadını doyasıya çıkarabileceğiniz bir cennet adası. Birbirinden güzel plajlarıyla sizi büyüleyecek. Gittiğiniz tarihte denizin keyfini çıkartamasanız bile adayı gezmelisiniz. Comino’ya feribotla ulaşım oldukça kolay. Son olarak, arkeoloji meraklısıysanız 1980 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren ve tarihi M.Ö. 3150 yılına dayanan arkeolojik site Tarxien Tapınakları’nı mutlaka görmelisiniz.

Write A Comment