Author

JJTurizm

Browsing

Yılın en sıcak günlerinde bile esen hafif rüzgarı, lavanta kokan sokakları ve beyaz boyalı taş evleri ile ayrıcalıklı bir yer Alaçatı. Kendine has rüzgarıyla Dünya üzerinde rüzgar sörfüne en elverişli yerlerden birisi. Seyahatini hala yaşayan bir köy hayatının tam içinde, temiz havalı, bol oksijenli ve huzurlu geçirirken aynı zamanda lüks, modern ve seçkin bir yaşamdan da vazgeçmek istemeyenler için ideal bir kasaba. Restoranları, tasarım butikleri ve barlarıyla cıvıl cıvıl! Masmavi denizinde serinledikten sonra akşam taş sokaklarında yemek yemek için; Hacımemiş Mahallesi’nde kahve içtikten sonra Port Alaçatı’daki eğlenceye katılmak istiyorsanız Alaçatı’ya hoşgeldiniz…

İhtişam, parıltılı bir yaşam, her adım başı karşınıza çıkan gösteriş… Yazıldığında abartılı gelse de bu sıfatlar Moskova’nın başına eklendiğinde hiç göze batmıyor, hatta bu gösteriş bu şehri tamamlıyor diyebiliriz. 860 yıllık bir şehrin şatafatlı geçmişiyle birlikte yükselen modern gökdelenler, Moskova’yı da günümüz hayat koşullarına adapte etmeyi başarmış. Dünyanın en büyük ülkesinin başkenti olup, tarihte hem diktatör hem kurban olabilmeyi başaran Moskova’da bu zıtlığı Kızılmeydan’da, Kremlin Sarayı’nda hissediyorsunuz. St. Basil Katedrali, Kızılmeydan’daki Lenin mezarı, eski şehir “Kitay Gorod”, Yunan ve Roma mermerleri ile kaplı antik bir tapınak olarak inşa edilen Puşkin Müzesi bu şehrin en değerli kelimelerini oluşturuyor. Moskova’da Ulaşım Moskova, Avrupa’nın İstanbul’dan sonra en büyük şehri. Elbette büyük bir metropol olduğu için bazı zorlukları olsa da metro hattının muhteşem olduğunu söylemeliyiz. Gece 01:00’e kadar çalışan metrolar bu saatten sonra yerini sadece taksilere bırakıyor. Taksilerle pazarlık yapmanız şart. Zira bu şekilde çalışmaya alışmışlar. Metroları çok temiz ve güvenli. Hatta adeta bir müze…

Çin’de gezerken turist olmanın hakkını vereceğinize emin olabilirsiniz! Çünkü ne siz o kültüre aşinasınız ne de Çinliler kendi ülkeleri dışında yaşayan yabancıların varlığını kanıksayabilmiş durumda.

Güney Amerika’ya gitmek herkesin hayalini kurduğu bir rüya gibi! Yıllardır gördüğümüz ülkelerden çok daha başka bir atmosfere sahip olan bu sıcacık ülkede pozitif enerjiyle dolmak garanti. Arjantin’in bize hissettirdiği en önemli şey, içinde her kültürden bir parça barındırmasına rağmen “kendine özgü” bir renge sahip olabilmesi! Ülke yakın tarihe dair birçok kült ismin vatanı. Eva Peron, Ernesto Che Guevera, Borges ve efsane futbolcu Maradona bunlardan sadece bir kaçı. Ülkenin her yerinde, bu tarihsel kişiliklerden izlere rastlamak oldukça hoş bir duygu. Sözü başkent Buenos Aires’e getirirsek, kendisi için Paris klasının Güney Amerika’daki şubesi diyebiliriz! Avant – garde mimarisi ve kocaman bulvarlarıyla Buenos Aires nefes alan ve sürekli devinen bir kent. Gelelim asıl konuya: tango! Arjantin’i dünyaya tanıtan geleneksel dans tango, ülkenin her yerinde yaşanan ve yaşatılan bir kültür. Dans ve latin müziğine dair en büyük eğlenceyi Buenos Aires’in La Boca semtinde yaşadığımıza eminiz! 5 Kelimede “Arjantin”: Dans, Aşk, Nostalji, Güney, Sıcak Niye…

Sicilya’ya 58, Kuzey Afrika’ya 150 mil uzaklıkta bulunan ve 3 adadan oluşan bu güzel ülke, konumu itibariyle “Akdeniz’in Kalbi” gibi! Karakteristik mimari dokusu bozulmasın diye yeni binaların bile adaya özgü sarı taştan yapılması zorunluluğu nedeniyle Malta, Ortaçağ’dan kalma havasını hala koruyor. Sokaklarında hemen herkesin İngilizce konuşabildiği Malta’da hayat gezginler için oldukça kolay. Bize göre Malta, Akdeniz’in en temiz plaj ve sularına sahip birkaç yerden biri. Kristal bir maviliğe bürünen denizi ve güneşin altında altın gibi parlayan kale surlarıyla Malta, “deniz-kum-güneş” üçlüsünü sevenler için şahane bir rota! Toplu taşıma için kullanılan 1950’lerden kalma “vintage” otobüslere bayıldık! Adada kalacağınız süreye göre sınırsız toplu taşıma kartı alıp nostaljik otobüslerle her yeri daha ucuza gezebiliyorsunuz. Ayrıca Malta’da bisikletle dolaşmak da fayrı bir keyif. 5 Kelimede “Malta”: Sarı, Ada, Turkuaz, Eğlence, Nostalji Niye Gidilir? Ülkenin başkenti Valetta’da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında 1571 yılında inşa edilen The Grand Master’s Palace, Güzel Sanatlar Ulusal Müzesi ve…

Güneydoğu Asya’nın kendine has sükuneti ve dinginliği ile kalbimizi fetheden Endonezya son derece ilginç bir coğrafyaya sahip. 17.500’e yakın minik adacıktan oluşan ülke, bu anlamda benzersiz bir örnek. Ekvatoral iklim kuşağında yer alan Endonezya’da hava her daim sıcak. Ülke biraz nemli bir havaya sahip olsa da soğuk havadan hoşlanmayanlar Endonezya’yı sevecek. Ocak-Mart ayları arasında yağışlı ve ılık hava dalgasının hâkim olduğunu da eklemeden geçmeyelim. Jakarta, Java ve Suwalesi gibi büyük merkezlerde bulunan devasa alışveriş merkezlerinde A’dan Z’ye aradığınız her şeyi, çok çok uygun fiyatlara bulabildiğiniz ülke tabi ki alışverişten ibaret değil!Endonezya deyince akla ilk gelen yerlerden biri hiç şüphesiz Bali! Pudrayı andıran incecik ve bembeyaz kumlarla kaplı plajlar ve masmavi denizinden fırlayan küçük sönmüş volkanları ile gerçek dışı bir güzelliğe sahip olan Bali, aynı zamanda mistik anlamda da keşfedilmeyi hak eden bir bölge. 5 Kelimede “Endonezya”:Dinginlik, Bali, Egzotik, Güneydoğu Asya, Yanardağ Niye Gidilir? Endonezya’da uzun uzun anlatacağımız yerlerin başında “Eat,…

Akdeniz’in gözdesi Girit Adası, birbirinden güzel koyları ve tarihin izlerini taşıyan çehresiyle doğanın, denizin ve huzurun tadına varmanızı sağlıyor. Yunanistan’ın en büyük adası, efsanelerin beşiği olan Girit, büyüklüğü ve farklı koylarıyla apayrı bir dünya. On dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar ihmal edilen, Yunan kültürüne etki eden tarihin en büyük merkezlerinden biri olan Girit Adası, kalabalık ve eğlence arayanlara da sakinliğin, doğanın ve denizin peşinde olanlara da oldukça bonkör davranıyor. Agios Nikolaos Arkeoloji Müzesi ve Voulismeni Gölü, ski bir cüzzam hastanesi olan Spinalonga Adası, sempatik bir balıkçı kasabası olan Elounda ve Tunç Çağı’nın Girit’teki en büyük arkeeolojik yerleşim alanı Knossos Girit seyahatinizde görmeniz gereken adresler.

Almanya’nın sınırların ötesinde bir yaratıcılık, ahenk ve hoşgörü içinde yaşayan şehri Berlin; tarihinde yaşadığı tüm ayrılıkların üstesinden gelerek farklı kültürleri, dinamizmi, tarihi binaları, müzeleri ve sanat galerileriyle

Yılın 8 ayında yazı hissettiren, Florida’nın okyanus kıyısındaki Latin ateşi: Miami. Latin ateşi dememizin bir nedeni var elbette, şehirde Küba, Karayip ve Haiti kökenlilerin fazla olması beraberinde Latin kültürünün renkliliğini, neşesini ve hareketliliğini getirmiş. Kilometrelerce devam eden kumsalı, palmiye ağaçlarının yükseldiği bulvarları, Art Deco binaları, gösterişli villaları ve adını her yere yazdırmış gece hayatıyla Miami herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir yaz şehri. South Beach’in bembeyaz kumlarıyla hareketlenen plajı ve tasarım otelleri, Design District’i renklendiren şık butikleri, Little Havana’nın Küba’yı anımsatan mimarisi ve sokakları, Coconut Grove’un mercan kayasından evleri ve yat kulübü, Cora Gables’ın Akdeniz mimarisi ve fıskiyelerle süslenen meydanları Miami’ye anlam yüklemek için yeterli! Miami’de hava nasıl? Miami seyahati için en doğru zaman Kasım sonu ve Mayıs sonu arası. Bu aylarda Miami’de hava genellikle güneşli ve sıcak.  Ekvatora yakın olan Miami tropikal muson iklimi etkisi altında olduğu için Haziran ve Ekim arası kasırga ve yağmur ile karşılaşmanız olası.